Tuğçe Güçnar Kengil

Sen değiş dünya değişsin

Bir Çocuk Bir Gece

sokak çocuğu

Biz Sultanahmet’ten Sirkeci’ye doğru yürürken saat 00.05’ti. Ramazan ayının coşkusunu burada yaşamak istedik, hava da fena sayılmazdı. Tarihi dokunun büyüsünün yanında “birlik ve beraberlik” resmi çizen aileler bir kere daha anlatıyordu sevginin, bütünlüğün, paylaşımın ne kadar önemli, ne kadar sıcacık olduğunu…

Biz Sultanahmet’ten Sirkeci’ye doğru yürürken saat 00.05’ti. Hiç fena değildik, ne güzeldi her şey, herkes su içiyor, çay içiyor, çekirdek yiyor, baklava yiyor, arada bir esen keskin rüzgarın dışında kimse tadını bozmuyordu.

Niye bozaydık ki zaten…

Her bir şey yolundaydı, her şey yerli yerindeydi, biri hariç!

Biz Sultanahmet’ten Sirkeci’ye doğru yürürken saat 00.05’ti. Tramway’ın hemen kenarında kalan incecik yoldaki kalabalık, su gibi akıyordu Sirkeci’ye doğru. Hızlı yürümemiz gerekiyordu, bir de çarpışmamak için omuzlarımızı sıkça bir sağa bir sola çevirmeliydik.

Karşıdan gelen yaşlı bir teyzeye çarpmamak için tam sağa dönerken gördüm O’nu.

Köşeli bir duvara sırtını yaslamış, yeşile çalan mavi gözleriyle etrafa korkarak bakıyordu.

7’sindeydi, taş çatlasın 8…

Sattığı mendillerden kazandığı paralar, karton kutunun içinde her biri ayrı bir yere savrulmuş, sanki O’na ait değil gibi duruyorlardı.

Ne mendili ne kutuyu ne bozuklukları benimsememişti, belliydi…

Göz göze geldiğimizde, bakışlarından çıkan korkuyla birden donakaldım. Birkaç adım geçmiştik, hemen geri döndüm. Yanına eğildim. Ben eğildikçe, o dizlerini kendine doğru çekti. Dokunacağımı sanmış olacak ki bedenini çürümüş duvara daha da yasladı.

Bir şeyler söylüyordu bedeni,

Ben kimim bilmiyorum, çok korkuyorum, çok üşüyorum, çok utanıyorum, peki sen kimsin, neden yanıma eğildin, neden bana öyle bakıyorsun, diyordu.

Tek korunağı, neredeyse çenesine kadar çektiği kararmış dizleriydi. Konuşmak istercesine yüzüne baktığımda gözlerini kaçırdı, tek kelime edemedim.

Utanmıştım, O’nu o halde görmeye çok utanmıştım.

Biz Sultanahmet’ten Sirkeci’ye doğru yürürken saat 00.05’ti. Her bir şey yolundaydı, her şey yerli yerindeydi, bir çocuk hariç!

Bir çocuk yolda olmamalıydı,

Bir çocuk evinde olmalıydı, ya da çimenlerde annesinin dibinde uyumalıydı, topun caddeye kaçması olmalıydı en büyük sıkıntısı…

Bir çocuk korkmamalıydı,

Ya da korktuğu zaman kucağına koşacağı birileri olmalıydı.

Bir çocuğun harcı olmamalıydı bizlere hayat dersi vermek…

Çocuklar yerinde olmalıydı, 00.05’te, soyulmuş bir duvarın dibinde değil…

Tuğçe Güçnar Kengil

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 7 Temmuz 2015 by in Genel.
%d blogcu bunu beğendi: