Tuğçe Güçnar Kengil

Sen değiş dünya değişsin

Dersi Kaçırma

mükemmel

Parmaklarını cilalı bar masasının üzerinde gezdirirken, aklından geçenlere kendi bile inanamıyordu. Adilik yapmışçasına, birinin canını fena halde yakmışçasına acıyordu yüreği. Oysaki bunların olmasını o da istemezdi.

Kırılmış bir camdan su içmeyi kim isterdi ki? Kim isterdi yaşamak için öldürmeyi?

İçini biraz olsun rahatlatmak isteğiyle kendini dışarı atmıştı ancak gecenin karanlığı daha da zifiriye dönüyor, her saniye daha da çekilmez bir hal alıyordu Ceyda için. Masanın üzerinde ters duran telefonunun yan tuşuna dokundu. Bakışlarında saatin henüz erken olmasını isteyen bir dua vardı ve ekranda beliren saati görünce “oh” dedi, daha vaktim var…

-Yenisini alır mısınız?

Ceyda, barmenin kulağına çarpan kalın ama etkileyici sesiyle irkildi.

-Evet, teşekkürler…

-Birini mi bekliyorsun?

Gecenin başından beri ukala tavırlarına katlandığı barmen için daha fazla sabrı kalmamıştı ki hırçınlıkla kaldırdığı kafasını yeniden yere indirmesi bir oldu. Bu seferki ses barmene ait değildi. O gelmişti ama daha erkendi, karşılaşmak için henüz çok erken…

-Otur lütfen, deyiverdi Ceyda. Dudaklarından dökülenler ona ait değildi sanki… Susturamadı kendini. Bardakları silen ve silerken de etrafa gülücükler atan barmene işaret yaptı; “bir viski daha lütfen”

Burak ve Ceyda 5 yıllık flört ve 3 yıllık da evlilik süreci derken 8 yılı geride bırakmış ancak nasıl oluyorsa, o günleri onlar yaşamamışçasına, adeta birer yabancı gibi oturdukları yüksek tabureleri mümkün olduğunca birbirlerine döndürmemeye gayret ediyorlardı. Çok sevmişlerdi ama yetmemişti. Bir şey vardı. Bu öyle bir şeydi ki, sürekli Ceyda’yı suçluyordu. Ceyda her şeyi mahvetmişti. Mükemmel kadın olmak isterken evliliklerinin celladı oluvermişti. Nasıl bu hale gelmişlerdi bilemiyordu.

Kulaklarını tırmalayan sessizliği bozan Burak oldu.

-Bak yine aynı şeyi yaptın…

-Nasıl yani?

-Yine benim yerime karar verdin.

-Burak lütfen başlamayalım yine… Viski seçeneğini ikimiz de biliyoruz.

-Bana seçenekler bırakmadın. Hep öngördün. Ben, senin için hangi şekle bürüneceği önceden kestirilebilen bir oyun hamuruydum.

-Canımı acıtıyorsun! Tek isteğim hayatını kolaylaştırmaktı…

-Sen hayatı kolaylaştırmadın, hayatın karşıma çıkardığı soruları benim yerime yanıtladın.

Ceyda’nın omuzları her zamankinden daha çökmüş, her zamankinden daha çirkin görünüyordu. Sevmezdi omuzlarını, çünkü bir türlü serbest bırakamamıştı onları. Hep dik tutmak zorundaydı sanki.

Buzların erimesiyle hafif sulanmış viskisinden bir yudum daha aldı.

-Güzel olsun istemiştim, diye mırıldandı. Eğer kontrolü sağlarsam kusursuz oluruz sanmıştım.

-Güzeldi zaten, her şey yolunu bulur, sevgimiz de bulacaktı, sen akan suyun yolunu değiştirdin. İzin vermedin akıp gitmesine, korktun sızıntılardan…

Burak nefes almadan devam etti.

-Mükemmel bir ilişki isterken düşündün mü hiç? Sen mükemmel miydin? Hep daha iyisi için erteledin, hep daha fazlası için bekledin. Mutluluk için hiç mi fırsatımız olmadı sanıyorsun? Oldu… Ama göremedin, duyamadın, anlayamadın… Şu haline bak! Yorgunsun, yorgun ve mutsuz!

Ceyda, bir bar taburesi üzerinde yaşamı boyunca duymaktan korktuğu cümleleri dinliyordu. Belki de Burak haklıydı. Belki de insanlar için attığı her adım hem kendisine hem de onlara tuzak olmuştu.

Çırpınarak geçirdiği son 10 yılını düşündü. Mükemmel bir kadın, mükemmel bir eş, mükemmel bir çalışan, mükemmel bir anne olayım derken aslında ne kadar yorulduğunu ve çevresindekileri de yorduğunu, mutlulukların tadını kaçırdığını fark etti… Kontrol etmeye çalıştıkça frenler patlamıştı.

Birden olduğu yerde doğruldu. Işıklardan zor görebildiği çantasına uzandı.

-Teşekkürler, dedi yol arkadaşına…

-Hemen mi gidiyorsun?

Cevap vermeden gülümsedi Ceyda, az önce mükemmel olmaktan vazgeçmişti. Artık oturamazdı. Daha fazla zaman kaybetmek istemiyordu. Anladı ki hayat, başına buyruk… Sen ne söylersen söyle yine bildiğini okuyacak.

Çantasını koluna taktı, sevdiği adamın yanağına doğru uzandı, koklamakla yetindi. En diplere gömdüğü cesaretini artık çıkarmanın vakti gelmişti, belki de geçmişti, önemsemedi.

Tek bildiği, hayatta korkuya ve ertelemeye yer yoktu. Bugün alması gereken bir ders vardı. Bazen durup dinlemek gerekirdi. Artık anlamıştı.

“Mükemmel bir an yakalama olasılığınız mutlu bir an yakalama olasılığınızdan milyarlarca kat daha zayıftır. Bırakın yeni yıl daha az mükemmel, daha fazla kahkaha dolu geçsin.

2016’da hiçbir dersi kaçırmamanız dileğiyle…”

Tuğçe Güçnar Kengil/e-koc

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 24 Aralık 2015 by in Genel and tagged , , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: