Tuğçe Güçnar Kengil

Sen değiş dünya değişsin

Nasıl mı hissediyorum?

red_balloons

Baharın ilk günleri… Ben de hafta içi çalışıp hafta sonu tatil yapanlardanım. Her ne kadar inatla “Bu hafta sonu kesin geç kalkacağım.” desem de, yine gözlerim 08.30’da açıldı. Evi topla, kahvaltı yap derken bir ara telefonumu aldım elime. Bu sırada da ağzıma bal çalacak olan cumartesi ve pazarımı nasıl geçireceğimi düşünüyordum.

Dünyada neler olduğunu öğrenmek için dokunmatik ekranlarımızı başparmağımızla yukarı doğru itmemiz yeterli. Ben de gezme planlarıma geçmeden hemen önce başladım ekranımı itmeye.

İlk haber, kız kardeşe tecavüz. Lanet ettim. Tiksindim.

Hemen altında Beyazı’ın beklenen evlilik açıklaması. İlgimi çekmedi. İtmeye devam ettim.

Akabinde bir bombalı saldırı daha. Yaralılar var. Kalbim sıkıştı.

Bir de ne göreyim, Franz Kafka ile ilgili bir hikaye ve hikayenin sonunda Kafka’dan bir söz: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.” Kalbim sıkışmaya devam ederken hafifçe gülümsedim.

Gülümsemem hala dudağımda gezinirken 4 yaşındaki bir çocuğun, annesi olduğunu tahmin ettiğim bir kadını boğmaya çalıştığını gösteren video gördüm. İçine girmeden ekranı itmeye devam ettim.

Kafamı “ne günlere kaldık” der gibi bir sağa bir sola hafifçe sallarken paylaşılan bir duvar yazısıyla karşılaştım. “İmkanı olan delirsin!”

Delirmemek mümkün mü? İçim allak bullak oldu. Ekranı itmeye devam ettim.

Savaşta kaybettiği minik kızının cesedini öpen bir baba… O an bedenim uyuştu. Ekranı itmeye devam ettim. Biri, doğum gününü kutlayan herkese teşekkürlerini yazmış, hızla geçtim.

Biraz ilerledikten sonra beyaz yakalılar için hazırlanan komik videoyu izledim. Komikti gerçekten. Uyuşan bedenim hafifçe çözülmeye başladı.

Çok geçmedi. Engelli bir gence iki yıl tecavüz edildi haberine takıldı kalbim. Bir altında da selfie çekip, sonra o fotoğrafın orasını burasını düzeltip yayınlayan şarkıcımızı gördüm. Herkes bu selfie’yi konuşuyormuş sanırım, öyle diyordu yazıda.

Kalbimi takıldığı yerden kurtaramamış halimle “bu selfie’yi konuşan herkesi” düşündüm. Kim bunlar, dedim. Sonra bu düşünce de birden dağılıverdi.

En sonunda telefonumu koltuğa attım, ama ben koltuktan kalkamadım. 15 dakika içerisinde düşüncelerim birbirine girdi. Yoruldum.

Şimdi kalkacağım ve bu tatsız halimle güzel havanın tadını çıkarmaya çalışacağım.

Nasıl mı hissediyorum?

Sanki elimde kalan henüz patlamamış renkli balonların ipine sıkıca tutunmuş gibi…

Bilirsiniz, hepimizin her gün hissettiği gibi…

Tuğçe Güçnar Kengil

 

 

 

Reklamlar

One comment on “Nasıl mı hissediyorum?

  1. okanataman
    17 Nisan 2016

    Seni tebrik ediyorum… Senin gördükleri görmemiştim ve senin iletini okuyuncaya kadar da bahsettiklerinden haberim olmamıştı. Ben de güzel bir planlamayla bu güzel günü son anına kadar doyasıya yaşamak istiyordum. İstiyordum diyorum neden mi ? ne ağzımda tad kaldı nede içinde bir şevk kaldı sayende. Seni tebrik ediyorum… Bu günün motivasyonu uçtu gitti. Bu güne dair hayallerim gitti. Şimdi söyle bakalım gidenlerin yenilerini getirecek bir fikrin varmı ? Seni tebrik ediyorum sağ olasın var olasın..

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 16 Nisan 2016 by in Genel and tagged , , , , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: