Tuğçe Güçnar Kengil

Sen değiş dünya değişsin

Eyvah değişiyorum!


Bu sabah yağmur var Istanbul’da,

Gözlerim dolu dolu oluyor, bilinmez niye…

diye içimden şarkıyı söylemeye devam ederken aslında gözlerim dolmuyor, hatta havanın yağmurlu ve hafifçe hissedilen soğukluğu beni mutlu ediyor. Şaşırıyorum. Çünkü ben yaz sevenlerdenim. Yaz gelsin isteyenlerden, yazı bekleyeceğim derken kışın güzelliğini kaçıranlardanım.

Bu sene bir şeyler oldu bana. Yaz tat vermedi. Karı, yağmuru özledim. Gizliden gizliye puslu havalara can çektim.  Bunu dillendirmesem de içten içe “kış gelsin” artık dedim.  E ne var bunda? diyebilirsiniz. Sorun bu değil zaten. Sorun, benim değişen bir isteğimi ya da alışkanlığımı kabullenememem, görmezden gelmem. Alt tarafı kışa duyulan özlemi bile reddetmem. 

“Ben yaz severim yahu, ne kışı şimdi durup dururken!”

Peki neden böyle bir şey yaptım dersiniz?

Bu sorunun cevabını ararken aklıma bir başkası geliverdi. 

Acaba içimde/alışkanlıklarımda/görüşümde/hissettiklerimde de benim görmezden geldiğim ya da kabullenmediğim değişimler var mı? 

Eyvah!

Şimdi size “Ne duruyorsunuz, kucaklayın şu değişimi!” demeyeceğim elbette. Eğer bizde dönüşen veya yeni oluşan bir şeyler varsa ve biz bunu fark etmiyorsak, ne yazık ve ne acı bir haldeyiz arkadaşlar, diyeceğim.

Uzatmıyorum, tamam. 

Bunun nedenlerini düşünürken sonuçları da aklımın bir köşesinden geçmiyor değil hani.

Eğer değişimlerimi fark etmiyorsak/kabullenmiyorsak o zaman mutsuzluğumuzun/saçmalamalarımızın/hatalarımızın esas nedenlerini de görmüyoruz. Doğru mu? Doğru.

Olay gitgide içinden çıkılmaz bir hal alıyor sanki. 

Tüm bu beni (belki de artık sizi) çıkmaza sürükleyen durumun kaynaklarından biri, istek/alışkanlık/duygularımızın değişmesini kişiliğimizin değişmesiyle özdeşleştirmemiz olabilir. Yani artık kışı seviyorum diye Tuğçe olmaktan çıkacakmışım gibi. 

Saçma. Dünya o kadar çeşitli, hayat o kadar belirsiz ve zaman bir o kadar akıcı ki bir sabah uyandığında artık beyaz peynir yemek istemediğini fark etmen çok olası. Acı olan, istemeye istemeye o peyniri yemen ve şu lanet olası sabah mutsuzluğunu bir türlü açıklayamaman…

Başka bir neden de bağlı olduğumuz eski alışkanlık/duygu/isteğin en güzeli ve en doğrusu olduğunu düşünmemiz olabilir. Beyaz peyniri sevmeliyim çünkü benim için yararlı ve en doğrusu onu her sabah yemek.

Saçma. Evet, beyaz peynirin yararları için diyebileceğim bir şey yok ancak sevmeden daha ne kadar yiyebilirsin? Kalsiyum içinse tüm bu savaş, süt içmeyi denedin mi?

Bizi zorlayan her bir şeyi düşünelim bugün. En azından gözden geçirelim. Belki yarını belki kendimizi daha çok sevmeye başlarız.

Yağan yağmura selam olsun. Bu sene seviyorum seni kış…

Tuğçe Güçnar Kengil

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 26 Ekim 2016 by in Genel.
%d blogcu bunu beğendi: