Tuğçe Güçnar Kengil

Sen değiş dünya değişsin

Tutunduğun her neyse…

Uzun zamandan sonra herkese merhaba! Yazılarımı özlediniz mi bilmiyorum ama topluca güzel günleri özlediğimizden eminim. Malum ülkemiz zor zamanlardan geçiyor. Yaşanan olayları tekrar tekrar yazmayacağım, zaten yeterince okuyup tartışıyorsunuz. Benim şuan ki derdim tutunduklarımız. 
Hayat zaten stres dolu. Zamansızlık her yanımızı sarmış. Yetişememe duygusu burnumuza kadar gelmiş. Tüm bunlara her gün ve her gün ayak uydurmaya çalışırken bir de üstüne terör olayları, kayıplarımız, devamlı değişen gündem, bilgi kirlilikleri; bunların getirmiş olduğu umutsuzluk, vazgeçme, ölüm korkusu, sevdiklerini kaybetme korkusu, gelecek kaygısı, yarına inanmama gibi iç karartıcı ruh halleri.
Yukarıda yazdıklarımı bir göz yeniden okuyunca yeniden kalbim sıkışıyor gibi oldu ancak silmeyeceğim. Çünkü olan bu.

Yazılarım çoğunu yazarken “yalnız” olmadığımı, aynı duyguları yaşayan birilerinin olduğunu bilerek/varsayarak yazıyorum. Haklıyım da. Bu korkuları yaşarken de yalnız değilim. 

Peki ne yapacağız?

Korka korka, vazgeçe vazgeçe, umudumuzu her gün eze eze nereye kadar devam edeceğiz?

Böyle yaşanır mı, elbette yaşanmaz. Kendimce bir iki formül geliştirdim. Belki işinize yarar.

Birkaç gündür hayattan ödünç aldığım şeyleri düşünüyorum. Somut ya da soyut, her şeyi… Başarılarımı, başarısızlıklarımı, ailemi, yeteneklerimi, yeteneksizliklerimi, iyi olduklarımı, tamamen çuvalladıklarımı, saçlarımı, gözlerimi, ellerimi, inançlarımı vs… 

Tüm bunların ödünç olduğunu bildiğim halde bazılarını kaybetmeye gönlüm hiç razı olmayacak, farkındayım. Öncelikle kabul etmem gereken şey şu ki, ödünç aldığım her ne varsa elimden gelen tek şey onların değerini bilmek. Her an birinden birini hayat geri alabilir. 

O halde, o geri almadan hepsinin tadını çıkarmam lazım!

Bir diğeri ise tutunduklarım. Yani ayakta kalmamı sağlayan şeyler. Bu zor günlerde hayattan elimi eteğimi çekmeyi reddediyorum. Her şeye inat, daha fazla kalem kağıtla bir araya geleceğim. Üretmekten vazgeçmeyeceğim. Çünkü benim de tutkum, tutunduğum budur.

Artırmam gereken diğer şey ise, iyilik. İyi olmaktan vazgeçmeyeceğim. İyi olmayı öğretmekten de…

Bu formüller beni mutlu ediyor. Bana iyi gelen yenileri oldukça sizinle de paylaşacağım. 

Siz de tutunduklarınızı ve tutkularınızı hatırlayın. Bir şeylerin yoluna girmesini istiyorsak önce kendimizin o yolda olduğuna emin olalım. 

Gerekirse kendimizi unutalım ve sadece su olalım. 

Biliyoruz ki, su akacak ve yolunu bulacak…

Tuğçe Güçnar Kengil/E-koc

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 21 Aralık 2016 by in Genel.
%d blogcu bunu beğendi: