Kaçaklara sesleniyorum!

Bu paylaşım az önce makarna yaparken aklımdan geçti. Makarna kısa sürede pişer, o kısacık zamanda bu kadar şeyi içimden geçirmem de enteresan…

2018 henüz bitmedi ancak benim ona dair yazacaklarım ve gelecekte işime çok yarayacak deneyimlerim dolmuş taşmış meğer.

Otuz dört yaşıma bir ay önce girdim. (Anneciğim, şuan “dolu dolu otuz üçsün, ne otuz dördü” dediğini duyuyorum.) Bu adıma kadar mutlaka her yaşanan iz bıraktı, beni şekillendirdi, dönüştürdü. Bugün aydığım şey ise bu yıl dönüşürken çokça düşündüğüm, aynayı içime döndürdüğüm, iğneyi de çuvaldızı da kendime batırdığım eşsiz bir dönemden geçtiğim oldu. Kendime ve çevreme farklı bir yerden bakmaya başlayalı oldukça ilginç şeyler çıktı ortaya. Bazılarına üzülmekle birlikte bazılarından mutluluk duydum. Başlayayım öyleyse…

Yaptıklarımı, söylediklerimi, planladıklarımı gözden geçirince birkaçının acilen değişmesi gerektiği fark ettim. Hızla sinirlenip çabuk sönüyordum. Artık kızdığım anda kendime saniyelik bir ara bırakmaya çalışıyorum. Her zaman haklı yere sinirlenmiyoruz, çoğu zaman da öfkelenerek sevdiklerimize haksızlık edebiliyoruz. Işte o saniyelik dilim çok şey kazandırabiliyor.

Insanlara medyum muamelesi yapmaya son verdim. Hissettiklerimi karşımdakine söylemezsem nasıl bilecekler ki? Kaşımdan mı anlayacak gözümden mi? Yoksa başımı hafifçe sağa çevirmemden mi? Yok böyle bir şey. Imaya son diyorum! (Zaten çok ima etmem de, yine de bazen olabiliyor:) )

Son iki senedir geçmişte bolca yaptığım şeyleri yapamadığım belki de yapmadığım için üzülmeye de son veriyorum. Kızımla geçen her an çok değerli. Gitgide birbirimizi daha iyi tanıyoruz. Ben de yavaş yavaş çokyönlü hayatıma dönmeye başlayacağım. Gelsin ilhamlar…

Uzak duran insanlara yaklaşmak için çabalamaya son! Uzak durmak isteyen öyle mutlu ise kimsenin mutluluğunda gözüm yok.

Mizaç olarak ilgilendiğimi ve (bazen) sevdiğimi çok fazla gösteremem. (Eşim ve kızım hariç) Sanırım yaş aldıkça kollarının açıklığını saklamak istemiyor insan.

Yanımda olduğunu hissettiklerim bazen kilometrelerce uzakta olabiliyor. Önemli olan kalplerin ve akılların birliği. Gerisi tiyatro.

Zannederdim ki bana yapılan hataları asla affedemem. Öyle değilmiş. (Mutlu oldum hem de çok) 🙂 Kin tutmadığımı, aslında kin tutanların hem kendilerine hem başkalarına yük olduklarını fark ettim.

Ve daha bir sürü şey…

Buradan kendinden kaçanlara sesleniyorum! Kolay değil biliyorum, ancak denemeye değer. Kendinizi masaya yatırın. Gaddar olmayın, tolerans da göstermeyin.

Hayatınızdakileri de gözden geçirin. Gitmesi gerekenleri serbest bıraķın. Bazıları var ki yerleri dolmaz, işte onlara doluca sarılın.

Yarın iki seneden sonra ilk adamakıllı tatilimize çıkacağız. Hafifim. Sakinim. Güzel bir sezon bizi bekler. Yaşadıkça öğrenmeye, dönüşmeye, durup bir düşünmeye, ben sen kavgasına son vermeye, birliğin içinde olmaya devam…

Tuğçe

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s