Daha ne kadar bekleyeceksin?

Bir şey istiyordum, sonra o şeyi yapmak için bekledim, bekledim, sonra biraz daha bekledim veeee Tam 1 yıl önce kafamın içinde, gözlerimin önünde bu soru belirdi: “Daha ne kadar bekleyeceksin?” Mevcut yaptığım işimde gayet iyi gidiyordum, 09.00-18.00 bir çalışma temposunun üstüne bir de hafta sonu tatili sürdün mü tadından yenmez bir işim varken içimden bir…

Sen olsan seni alır mıydın?

Satışçılar çok iyi bilirler ki,  eğer bir ürünü kolayca satmak isterseniz ilk koşul o ürüne kalpten inanmanız gerekir. Mülakatlarda adaylarla ya da satış alanında çalışan kişilerle yaptığımız sohbetler esnasında onlardan genellikle “ürününe önce inan, sonra onu iyi tanı” cümlesine benzer ifadeler duyuyorum. “Sen inanırsan, müşteri de inanır. Sen ürününe güvenirsen, müşteri de güvenir” diye devam…

Zamana göre yapılacaklar listenizi yok edin!

Ah zaman ah… Kimine göre dar kimine göre geniş, Kimine göre uzun kimine göre çok geçmiş… Herkese bu kadar adil dağıtılmışken, nasıl oluyor da her birimiz için bambaşka oluveriyor dersiniz? Bazen “zaman” kavramını düşünürken dehşete kapılmıyor değilim. Sanki acımasızca koşuyor, ancak öyle sessiz koşuyor ki nerede olduğunu göremiyoruz ya da biz onun neresindeyiz fark edemiyoruz….