Kötü yola düşmüşüz, haberimiz yok!

Yok arkadaş boşuna bu eşitlik uğraşları. Kimse kimseyi kandırmasın. Suç bizlerin. Yolumuz en başından yanlış. Bu yol hiç iyi değil. Kötü yola düşmüşüz, haberimiz yok. İşiniz düşmese bile yolunuzun üstünde görürseniz eğer bir bebek mağazasına uğrayın. Kız bebek ya da erkek bebek reyonlarını sormanıza gerek bile olmadığını hemen fark ediyorsunuz. Bir taraf masmavi bir taraf…

Motive et beni!

Dün sabah uyandığımda elime telefonumu aldım ve bir baktım ki bizim kızlar whatsapp grubunda coşmuş. İki can dostum isyanlarda. Yazışmaların saati 06.00. Konu ne dersiniz? Tahmin etmişsinizdir belki; Bu saatte işe mi gidilir, bu ne biçim hikaye böyle? Muhabbetlerine 08.00 sularında katılabildim, daha erken kalksaydım sizi motive ederdim, dedim. Geç kalmış sayılmazsın, et de görelim,…

Tanıdığın bir Yerini Bilci var mı?

Az önce İzotomi blog sayfasında gezinirken Umut Kısa’nın “Ya istediği farklıysa” başlıklı yazısını okudum. Meslek seçimi aşamasında olan bir öğrenci ile olan görüşmesindeki diyaloğu aktarmış. Bu diyalog beni aldı nerelere götürdü dersiniz? Beni yalnız bırakmayın. Haydi siz de gelin. Sevgili okur, saygıdeğer kişi, Sakın kıpırdama, olduğun yerde kal ve bir kendine bak. Yüzünü görmek istiyorsan…

Yeni Yılın Sopası

Her 31 Aralık akşamı içimi bir umut kaplıyor. Sanki saat 00.00 itibariyle geçmişe bir sünger çekilecek, aklıma taktıklarım, üzüntülerim, yolunda gitmeyen her şey yok olup gidecek, yapmak isteyip yapamadıklarım için gerekli tüm koşullar kendini gösterecek ve yeni yıl tüm görkemiyle önüme kırmızı halısını serecek. Evet, bugün de aynı duygulardayım. Ama bu sefer durum biraz daha…

Tutunduğun her neyse…

Uzun zamandan sonra herkese merhaba! Yazılarımı özlediniz mi bilmiyorum ama topluca güzel günleri özlediğimizden eminim. Malum ülkemiz zor zamanlardan geçiyor. Yaşanan olayları tekrar tekrar yazmayacağım, zaten yeterince okuyup tartışıyorsunuz. Benim şuan ki derdim tutunduklarımız.  Hayat zaten stres dolu. Zamansızlık her yanımızı sarmış. Yetişememe duygusu burnumuza kadar gelmiş. Tüm bunlara her gün ve her gün ayak…

Eyvah değişiyorum!

Bu sabah yağmur var Istanbul’da, Gözlerim dolu dolu oluyor, bilinmez niye… diye içimden şarkıyı söylemeye devam ederken aslında gözlerim dolmuyor, hatta havanın yağmurlu ve hafifçe hissedilen soğukluğu beni mutlu ediyor. Şaşırıyorum. Çünkü ben yaz sevenlerdenim. Yaz gelsin isteyenlerden, yazı bekleyeceğim derken kışın güzelliğini kaçıranlardanım. Bu sene bir şeyler oldu bana. Yaz tat vermedi. Karı, yağmuru…

Travmamın meyvesi

​Trafik akmıyor. Burası İstanbul. Eskiden sadece Pazartesi ve Cuma günleri trafikte yoğunluk olurdu ama artık öyle değil. Gitgide stresim artmaya başladı.  Bu durumda beni en iyi hissettirecek şey nedir, diye düşünürken yazmaya başladım. Ve aklıma bir soru geldi. Acaba en sıkıcı anlarda “yapabileceğimiz en iyi şeyi yapsak” ne kadar işimize yarar? Size “Araştırmalar gösteriyor ki…”…

Değiştirsem ama neyi?

Toplumsal ya da bireysel yaşanan tüm olumlu/olumsuz olaylar ruh halimizi direkt ya da dolaylı olarak etkiliyor. Sabah uyandığımızda mutlu bir insanken, kahvemizi içerken okuduğumuz bir haber ya da karşıdan karşıya geçerken şahit olduğumuz bir olay, duygu durumumuzu çoğu zaman geçici bazen de kalıcı olarak değiştirebiliyor. Ve biz günlerimizi negatif ve pozitif çalkantılar içerisinde geçiriyoruz. Peki…

Sesli düşünüyorum

Geçmişimin bana ait olduğuna dair elimde bir kanıt yok. Birkaç anı var zihnimde. O anılarında aslında benim zihnimdekilerle aynı olduklarından emin değilim. Anlayacağınız yanılma payım çok yüksek. Yani elimde olan bir tek şimdinin içinde olan isteği ile bu isteğimin gerçekleşmesi hayali var. Hayatım, istek ve isteğimle donanmış hayallerim arasındaki yaşadıklarımla geçiyor. Hedef (istek) gerçekleşince zincirin…

İlk olarak ne alırdınız?

Dünyada her şeyden bolca var. Sofra; öğrenecek, bekleyecek, üzülecek, aldanacak, ağlayacak, gülecek, şikayet edecek, şükredecek, aşık olacak, küsecek, nefret edecek, sevecek, hediye edecek, bağlanılacak ve buna benzer bir sürü şeyle dolu. Herkes ihtiyacı kadarını, hatta çoğu zaman fazlasını, mideye indirmeye çalışıyor. Bazen kepçeler çarpışıyor. Sesler yükseliyor. Dişlerimizin arasına giren nefreti bir türlü çıkaramıyoruz. Kürdan yok….