Nasıl mı hissediyorum?

Baharın ilk günleri… Ben de hafta içi çalışıp hafta sonu tatil yapanlardanım. Her ne kadar inatla “Bu hafta sonu kesin geç kalkacağım.” desem de, yine gözlerim 08.30’da açıldı. Evi topla, kahvaltı yap derken bir ara telefonumu aldım elime. Bu sırada da ağzıma bal çalacak olan cumartesi ve pazarımı nasıl geçireceğimi düşünüyordum. Dünyada neler olduğunu öğrenmek…

Ben insanım

Ben insanım, Ve insan olmanın getirdiği tüm hakları kullanmak istiyorum. Hesapsızca yürüme, İstediğim denizde yüzme, Telefonuma cevap vermeme, Eleştirilerinize gülümseme, Başarının zirvesinde bir kahve içme, Başarısızlığın dibinde bir sigara yakma, Gülerken birden ağlama, Ağlarken ansızın kahkahalar atma, Çok çikolata yeme, Saatlerce çiçekleri izleme, Gece yarısı sokağa çıkma, Deneyip yanılma, Uslanmama, Yine deneyip yine yanılma, Ve…

Bir Tutam Tutum

-Liderlik hakkında makale yazmam gerekiyor ancak bir türlü yapamıyorum. -Yapabilmen için neye ihtiyacın var? -Bilgi eksikliğim var. -Ihtiyacın olan bilgiyi nasıl temin edebilirsin? -Biraz araştırma yapabilirim, bu konuda uzman birkaç kişi de tanıyorum aslında. 3 ay sonra.. -Yazabildin mi? -Maalesef, zaman bulamadım. 😦 … Bu diyalogu okuyunca yapmak, yazmak, görmek, okumak, izlemek, çalışmak, araştırmak isteyip…

Ah bu kelimeler

Perşembe akşamı DenizBank’ta OT dergisi yazarlarını ağırladık. Sinan Sülün’ü, Erdem Aksakal’ı ve OT’U dinlemek için o günü nasıl geçirdim bilmiyorum. Sinan, Hikaye Anlatıcısı. Konuşurken de masal dinler gibi hissediyorsunuz. Beyaz yakalılardan, yazma aşkından, sanattan, edebiyattan, Evrim Kuran eşliğinde de kuşaklardan konuşuldu. Konu yazma olunca tutku ve özgürlük yeşeriyor bende. Gözlerim doldu. Bir ara Sinan kelimelerden…

Onun adı Malala

“Malala kim?” diye sordu silahlı adam. Malala benim, bu da benim hikâyem. Haksızlığa maruz kalan ve sonra da susturulan bütün kızlar. Sesimizi birlikte duyuracağız!” Bu sözler, Pakistan’da doğmuş,  2011’de “Ulusal Barış Ödülü”, 2014’te de “Nobel Barış Ödülü” almış -Nobel Ödülü alan en genç kişi-  Malala Yusufzay’a ait. Okullar bombalanıyor, gecelerle gündüze karışıyor, kız çocukların okula…

Kayıp aranıyor

  “Çayı koy, sana geliyorum.” Telefonu kapattıktan yarım saat sonra canım arkadaşımla bizim mutfakta karşılıklı çay içmeye başlamıştık bile. Havadan sudan, hafta sonlarının hızlı akmasından, trafikten ve yemek yapma üşengeçliğimizden konuştuktan sonra “Ne olacak böyle?” dedi. “Nereye kadar aynı tempoda devam edebiliriz ki? Gün Pazar, saat on. Bu sorular için hiç de uygun bir zaman…

Yine…

Kafanı çok yorma, olacak olan oluyor, Ne geçmişe gidebiliyor, ne de gelecek için diktiğin elbise tam oturuyor. Canını çok sıkma, düzen böyle demek ki… Sen yine bol su iç, havasız kalma, ara sıra camlarını arala. Kitap oku, bulduğun her boş kağıdı karala, karaladığın en büyük şey bu olsun. Arada kalk bir yürü, Vapura bin, Söylemek…

Kapama Tuşunuz Nerede?

Kahvesinden bir yudum daha aldı. Havalar da iyice soğumuştu. Halbuki dün ne kadar güzeldi, bir de bugüne bak! Neyse, dedi. Dikkatimi toplasam iyi olacak. Karşısındaki geniş koltukta oturan kadına bakarak devam etti. “Insan anlattıkça daha mı eksik kalıyor ne dersiniz? Yaklaşık olarak 1 saattir anlatıyorum. Sanırım çok vaktimiz de kalmadı. Ne diyordum. Hah, hatırladım şimdi….

Dersi Kaçırma

Parmaklarını cilalı bar masasının üzerinde gezdirirken, aklından geçenlere kendi bile inanamıyordu. Adilik yapmışçasına, birinin canını fena halde yakmışçasına acıyordu yüreği. Oysaki bunların olmasını o da istemezdi. Kırılmış bir camdan su içmeyi kim isterdi ki? Kim isterdi yaşamak için öldürmeyi? İçini biraz olsun rahatlatmak isteğiyle kendini dışarı atmıştı ancak gecenin karanlığı daha da zifiriye dönüyor, her…

Yapma, Sadece Ol

Philippe Petit’in ikiz kuleler arasındaki yürüyüşünü okuyup bir yandan da fotoğraflarına bakarken ellerimin ne kadar terlediğini, bedenimin nasıl gerildiğini size anlatamam. Bir yanım “delirmiş bu adam” derken diğer yanım nasıl yaptığını sorguladı. Yıl 1974, aylardan Ağustos. Bir ip cambazı yaklaşık 417 m yükseklikte, 45 dakika boyunca çelik bir halatın üzerinde yürüyor. 45 dakikanın tamamı yürüyerek…