Kapama Tuşunuz Nerede?

Kahvesinden bir yudum daha aldı. Havalar da iyice soğumuştu. Halbuki dün ne kadar güzeldi, bir de bugüne bak! Neyse, dedi. Dikkatimi toplasam iyi olacak. Karşısındaki geniş koltukta oturan kadına bakarak devam etti. “Insan anlattıkça daha mı eksik kalıyor ne dersiniz? Yaklaşık olarak 1 saattir anlatıyorum. Sanırım çok vaktimiz de kalmadı. Ne diyordum. Hah, hatırladım şimdi….

Bunu sen seçmiştin, şimdi ne oldu?

Yine gece geç saate kadar uyuyamadın değil mi? Kim bilir neler düşündün… Üzüldün, pişman oldun, ah dedin ah… Neden bunu seçtim? Sana bir sır vereyim mi? Hayatında her saniye seçim yapmak durumdasın, kabul ediyorum ki bazı tercihlerin sonunda hayatın değişiyor. Bazen fırsatlar sıralanıyor ayaklarına ve sen, Evet, kararımı verdim diyorsun ve balıklama pozisyonuna geçiveriyorsun. Çok…

Sen olsan seni alır mıydın?

Satışçılar çok iyi bilirler ki,  eğer bir ürünü kolayca satmak isterseniz ilk koşul o ürüne kalpten inanmanız gerekir. Mülakatlarda adaylarla ya da satış alanında çalışan kişilerle yaptığımız sohbetler esnasında onlardan genellikle “ürününe önce inan, sonra onu iyi tanı” cümlesine benzer ifadeler duyuyorum. “Sen inanırsan, müşteri de inanır. Sen ürününe güvenirsen, müşteri de güvenir” diye devam…

“Burada Ne İşim Var” mı dediniz?

Birbirini hiç tanımayan insanların benzer hislerle sordukları en birincil sorulardan biri ne olabilir sizce? Birçoğunuzun aklına gelmediğini tahmin ediyorum. Tam bir işle uğraşırken, marketten çıkarken, hesap öderken, sevgiliyle bakışırken, hem de hiç beklemediğin anda gelen o soru: “Benim burada ne işim var?!” Başınızı salladığınızı görür gibiyim. Hepimiz sormadık mı bu tehlikeli soruyu kendimize? Evet, sorduk….